GÜNDEM ÇOCUK DERNEĞİNDEN ÇOCUĞA AYRIMCILIK RAPORU

Untitled 1

Gündem Çocuk Derneği, çocukların uğradığı ayrımcılık biçimlerinin işlendiği raporunu yayımladı

Doğu Eroğlu (BirGün Gazetesi, 30 Haziran 2014)

Gündem Çocuk Derneği, her sene yayınlanması planlanan Türkiye’de Çocuğa Karşı Ayrımcılık Raporlarının ilkini yayımladı. Çocuk hakları konusunda izleme ve savunuculuk çalışmaları yürüten Gündem Çocuk Derneği, olgusal olarak tespit edilmesi güç ayrımcılık vakalarının çocuklar üzerindeki etkisini, 18-25 yaş arasındaki bireylerle yapılan görüşmeler yoluyla araştırdı. Ayrımcılık olgularına ilişkin saptama yapılmadığı için yetişkinlerle çocuklukları sırasındaki ayrımcılık tecrübeleri üzerine görüşmeler yapılarak oluşturulan rapor, gelişimsel bozukluklara yol açabilecek örtülü ihlalleri gözler önüne serdi.

İHLAL VAR, MÜCADELE YETİŞKİNLERE BAĞLI

Çocukluğun ataerkil toplumda aşılması gereken geçici bir durum gibi görüldüğüne değinilen raporda, yasal olarak katılım ve örgütlenme hakları sınırlanmış çocukların ayrımcılığı ifade etme ve ayrımcılığa karşı mücadelede etkisiz olduğu belirtildi. Çocukların uğradığı hak ihlalleri ve ayrımcılıkların tüm yaşama etki edebilmesine karşın, ihlallerle mücadelenin yetişkinlere bağlı olduğunun altı çizilirken, çocukların mensubu oldukları aile, sınıf veya toplumun uğradığı ayrımcılıklardan da etkilendiği ifade edildi. Raporda, ırka, etnik kökene, dinsel inanca, cinsiyete, cinsel yönelime, engelliliğe, ekonomik duruma, yakınların mesleklerine, bir yakının cezaevinde bulunmasına dayalı ayrımcılıklara maruz kaldığı belirtilirken, ailenin tipik çekirdek aileden farklı olması, eğitimsel eşitsizlikler, çocuğun suça sürüklenmesi veya bir kurum bakımı altında olması da ayrımcılık sebepleri arasında sayıldı. Raporda, çalışma kapsamında yapılan görüşmelerden bazı kesitlere de yer verildi.

TANIKLIKLAR AYRIMCILIKLARI ORTAYA KOYDU

Ermeni bir kadın, çocukluğunda nüfus dairesinde şahit olduğu olayı anlatıyor: “T.C. kimlik numaralarının ilk geldiği zamanki yenilemeler sırasında nüfus kâğıdı değiştirmek için gittiğimizde, görevli kadın din hanesi için doğrudan İslam seçti. Annem ‘Hıristiyan olmalı’ diye uyarmasına rağmen kadın annemin gözünün içine baka baka ‘ yarın gelip düzelttirirsin’ dedi. Annem ertesi gün de bu ‘yanlışı’ düzeltmek için tekrar gitmek zorunda kaldı.”

Erkek bir eşcinsel anlatıyor: “İlkokul bir ya da ikinci sınıfa gittiğim yıllardı. O zamanlar kot ceket modaydı. Bir mağaza girdik, ondan istediğimi söyledim. Tezgâhtar, ‘Biz onları kız çocuklarına satıyoruz, bunu istediğine emin misin?’ diye sorunca babam da, ‘O da zaten kız gibi, fark etmez’ demişti. Ben bunu hayatım boyunca hiç unutmadım. Rezil olmuş gibi hissettim kendimi.”

11 yaşında çocuk cezaevine giren bir Kürt görüşmeci anlatıyor: “Kürt olduğum için değil Türkçe bilmediğim için şiddet gördüm. O yaşıma kadar okula gittim. Haftada bir gün ders oluyordu ve bu bir gün benim Türkçe öğrenmeme yetmedi. Cezaevine girince ‘Bu ülkede başka dil mi var, sen nasıl Türkçe konuşmazsın’ diye çok dayak yedim. Bir buçuk yıl sürdü, dayak da dil öğrenmek de… Dilin öneminin farkına sonradan varıyorsunuz. Ama o dönem dayakla birlikte öğretilince direniyorsunuz öğrenmeye. . . Şiddet herkese uygulanıyordu. Ama şiddetin dozunu sizin etnik kökeniniz belirliyordu. Elektrik biz Kürtlere özeldi.”

Kürt-Alevi bir kadın anlatıyor: “Diğer arkadaşlarımdan farklı olarak Alevi olduğumu gizlemezdim. Bazı arkadaşlarım bana Alevi olduğumuz için oruç tutmadığımızı, namaz kılmadığımızı ve cehenneme gideceğimizi söylerdi. Ben annemin ve babamın cehenneme gideceğini düşünüp çok üzülürdüm. Cennete gitsinler diye namaz kılmayı bile düşündüm.”

    

    BU YAZIYA HENÜZ YORUM YAPILMAMIŞ

    SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

    Bu sitedeki bütün içerik Creative Commons lisansıyla korunmaktadır. Bazı hakları saklıdır. 2014